Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.
ANKETİMİZ
CANLI YAYIN
HAVA DURUMU
VEZİRKÖPRÜ’NÜN TAHTAKÖPRÜ KÖYÜ’NDE
Bekir ŞİŞMAN
Dokumacılık/Çulhacılık, Vezirköprü’nün özellikle ilçeye uzak ve yüksek bazı köylerinde bugün hala sürdürülmektedir. Buralarda kış uzun ve çetin geçer. Bu köylerde yaşayan halk uzun kış mevsimini üretime dönüştürme ve özellikle kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme çabası içerisindedir. Bu köylerden biri de ilçe merkezine 45 km mesafede bulunan Tahtaköprü Köyü’dür. Tahtaköprü, Vezirköprü’nün Güney Batı yönündeki en son (uç) köyüdür ve Osmancık (Çorum) sınırına çok yakındır. Bu köyün hemen her evinde düzen adı verilen bir el dokuma tezgâhı bulunmaktadır. Eskiden beri evlerin halı, kilim, seccade, heybe, çanta ve çocukların soğuktan korunmaları için üretilen önlük gibi ihtiyaçları bu tezgâhlarda dokunarak karşılanmakta; ihtiyaç fazlası mallar ise satılmaktadır.
Dokumacılık işiyle uğraşan kadınlar bu zanaatı daha baba evinde genç bir kız iken öğrenmekte ve daha sonra onlar da çocuklarına öğretmektedirler. Dokuma tezgâhlarında üretilen ürünler daha çok yünden mamullerdir. Bu yünler, kirman/eğirteç adı verilen ve elde kullanılan bir aletle ipe dönüştürülmektedir. İpleri boyama işi, daha önceleri bitkilerin köklerinden elde edilen kökboyaları ile yapılmakta idiyse de, günümüzde bunun zahmetli bir iş olması ve kimyasal boyaların daha ekonomik bulunması gerekçesiyle hazır boyalarla yapılmaktadır. Ancak zaman zaman tartışmasız üstünlüğü nedeniyle kökboyaların kullanıldığı da görülmektedir. Bazen kimyasal boyaların solması nedeniyle hazır orlon ipler de kullanılmakta; özellikle kabartma ve motif işlemelerinde bu ipler tercih edilmektedir. Ancak ne tür ip kullanılırsa kullanılsın, yörede eriş adı verilen ve tezgâhta yukarıdan aşağıya doğru birbirine paralel uzanan iplerin yünden mamul olmasına özen gösterilir. Tamamen yünden üretilmiş bir ürün, orlondan üretilmiş benzer bir ürünün iki katı fiyatına müşteri bulabilmektedir.
İki mazı ağacı, bir güç ağacı, iplerin arasını açan vargel ağacı, iki kol tahtası, menük adı verilen ve iplerin arasından geçirilerek kullanılan örgü aleti ve örgüyü döverek sıkıştıran kirkitten oluşan bir ev tezgâhının maddi bedelinden ziyade manevi değerinin yüksek olduğunu düşünmekteyiz. Bu sade el tezgâhlarında çoban iliği, kudret, tasgöbeği gibi Türk kültürüne ait çeşitli motifleri büyük bir ustalıkla işleyen bu köy kadınları halk sanatımızın da zirvelerinde dolaşmaktadırlar. Az malzeme, fakat çok emekle üretilen bu ürünler bugün çeyiz, hediyelik eşya ya da turistik eşya olarak pazarlanmaktadır. Özellikle uzun kış günlerinde, erkeklerin de gurbette olması nedeniyle daha çok kadınlar tarafından dokunan bu ürünler, genellikle yaz mevsiminin hemen başında bu işin ticaretini yapan aracılar tarafından köylülerden alınarak batı ve güney bölgelerinde daha çok da yabancı turistlere satılmaktadır. Böylelikle köy kadınları bu üretimleriyle ev ekonomisine bir miktar katkıda bulunmaktadırlar.
Ancak geçmişte kullanılan kökboyaların kimyasal boyaya, yün iplerinin orlon iplerine dönüşmesi gibi; gelin olarak alınacak bir genç kızın dokuma işini bilmesi şartı da köyde değişmiş ve günümüzde bu şart artık aranmaz olmuştur. Bu farklılaşma aslında sosyo-kültürel değişimin bir göstergesidir. Unutmayalım ki her değişim kentlerde başlar ve bir müddet sonra kırsala ulaşır. Değişimin daha yavaş olduğu kırsal bölgelerimiz de bu değişimden elbette nasibini alacaktır.