Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.
ANKETİMİZ
CANLI YAYIN
HAVA DURUMU
VAHİM TABLO…
Araştırma haberini okuyunca, şaşırmadım desem yalan olur.
Biliyordum bilmesine de, bu kadarını da tahmin etmezdim.
Neden mi bahsediyorum?
Türkiye’deki Yeşil kartlı sayısından…
Türkiye’yi idare edenlere sorarsanız, kişi başına düşen milli gelir, her geçen gün biraz daha yükseliyor.
Vatandaşın yaşamı ise aksini gösteriyor.
İstatistiki veriler de açlığı, yoksulluğu, sefaleti açıkça ortaya koyuyor…
Türkiye’nin tam 33 ilinde, yeşil kartlı sayısı, çalışan sayısından fazla çıkıyor.
Bunun ne demek olduğunu daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için,
“Yeşil kart kime ya da kimlere veriliyor?”
Sorusunun cevabını vermek gerekiyor.
Bankamatik ve kredi kartlarından daha yaygın hale gelen bir kartın, kimlere verildiğini bilmeyen neredeyse yoktur.
Ama biz az da olsa bilmeyenlerin bulunduğunu var sayarak açıklayalım;
Aylık geliri 250 liranın altında olan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan ve bu durumunu belgeleyenlere veriliyor.
Bunun anlamı şu;
Türkiye’nin tam 33 ilinde, “Ben açım, ben yoksulum” diye beyanda bulunanların sayısı, çalışanların sayısından daha fazla.
Türkiye’nin tam 33 ilinde, aylık gelirinin 250 liradan daha az olduğunu, fakir olduğunu kabul edenlerin sayısı, asgari ücretle çalışanlardan daha fazla.
Türkiye’nin tam 33 ilinde, devletin “benim fakirim, yoksulum, sosyal güvencesizim” diye yeşil kart verdiği kişi sayısı, işçi ve memur sayısının toplamından daha fazla.
Ağrı, Van, Bitlis ve Bingöl’deki yeşil kartlı sayısı ise bu illerin nüfuslarından da fazla.
Ağrı nüfusunun yüzde 57.49’u, Van’ın yüzde 53.28’i, Bitlis’in yüzde 51.32’si, Bingöl’ün de 50.27’si yeşil kart sahibi.
Karadeniz bölgesinde ki durum da çok iç açıcı değil.
Ancak yeşil kartlı sayısı, söz konusu 33 il ile mukayese edilemeyecek kadar az.
Örneğin Samsun nüfusunun yüzde 14.69’u, Ordu’nun 17.91’i, Tokat’ın 16.75’i, Amasya’nın 11.81’i, Sinop’un 10.77’si yeşil kartlı.
Türkiye’de SGK’ya prim ödeyenlerin sayısı 14 milyon 987 bin, kabaca 15 milyon kişi.
Devlete “fukarayım” diye beyanda bulunan ve devletin de “fukara” olarak tescillediği ise 9 milyon 449 bin, kabaca 10 milyon kişi.
Üstelik, SGK’ya prim ödeyenlerin 500 bin kadarı da çalışmıyor, sosyal güvenceleri için dışarıdan gönüllü prim ödüyor.
Tüm dünya, içine düştüğü finansal krizden çıkmak için emeklilik yaşını yükseltmek de dahil her türlü tedbire başvururken, Türkiye’nin, kelimenin tam anlamı ile “fukara şampiyonu” olmasına, “bu ne savurganlık” diyerek kızmalı mıyız, yoksa “en büyük sosyal devlet bizmişiz” diye sevinmeli miyiz?
İster kızalım, ister üzülelim, istersek sevinelim.
Tablo ortada ve bu tablo vahim…
Türkiye’de yeşil kartlı sayısında, 2007 seçimlerinden önce aniden ve çok hızlı bir patlama yaşanmıştı.
Sigortaları olmadığı için sağlık harcamalarını cebinden ödemesi gerekenlerin, yeşil kart sayesinde tüm teşhis, ilaç ve tedavi masrafları devlet tarafından karşılanıyor.
Gerçekten İhtiyacı olan fakir fukarayı elbette ayrı tutmak lazım…
Ancak, bakalım 2011 seçimlerinden, hatta 12 Eylül Referandumundan önce, yaklaşık 10 milyon olan yeşil kartlı sayısı, 12-13 milyona kadar çıkacak mı?
Referandumun, seçimlerin kaderini makarna ve kömür yardımları ile köyün en zengini olduğu halde ceplerine yeşil kart konanlar mı, yoksa oyunu hür iradeleri ile bilinçli kullananlar mı belirleyecek?