Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Anasayfa Yayin Akisi Yazarlar VIDEO GALERI CANLI IZLE Kurumsal Yayin Ilkesi Nasıl İzlerim Online Iletisim İ. Kaynakları REKLAM Bize Ulasin

   Cumartesi

Açılış sayfam yap | Sık kullanınanlara ekle | Künye
Site İçi Ara
 
 
  Siyaset
  Anasayfaya Dön
 MHP gurup toplantısı
  AKS TV haberleri 13070654 kez , bu haber ise 424 kez okundu.
 19-01-2010 14:08
Siyaset
0 yorum
424 okunma
         
 
Bu habere oy verin

537 Reyting: 3.4/5 (5 Oy kullanıldı)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, siyasi normalleşme süreci başlatılmadan ve Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybetmiş bugünkü hükümete dayalı siyasi tablo değişmeden yeni Anayasa hazırlanmasının hem doğru hem de mümkün olmadığını söyledi

AK Parti'nin Anayasa değişikliği ısrarını sürdürmesi halinde MHP'nin ortaya koyacağı önerileri de sıralayan Bahçeli, "Anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu oluşturulmalıdır. Komisyonun mutabakata varacağı maddelerle ilgili demokratik sözleşme yapılmalıdır. Değişiklikleri öngörülen Anayasa maddelerinin kararı genel seçimlerden sonra oluşacak 24. dönem TBMM'nin iradesine bırakılmalıdır" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada AK Parti'nin Anayasa değişikliği hazırlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geleneksel Türk siyasetinin şablonlarının, iktidara talip olanın gelecek zamanı, iktidardan gidecek olanın ise geçmişi konuşmaya başladığı bir kısır döngüyü ortaya koyduğuna işaret eden Bahçeli, hükümetin de proje, politika ve iddialarında gelecek vizyonunun tamamen tükendiğini kaydetti.

 Başbakan ve ekibinin son aylarda fikirlerine hakim olan temel duyguların, sürekli olarak geçmişin konuşulduğu, başarısızlıklara mazeretlerin ve bahanelerin üretildiği, muhalefetin iktidar yıllarının eleştirildiği, sıkışıldığı yerde ise hakarete başvurulduğu ucuz demagoji çarkı olduğunu söyleyen Bahçeli, tipik bir başarısız siyaset anlayışının ve yönetemeyen iktidar zihniyetinin işaretleri olan bu emarelere son zamanlarda Anayasa tartışmalarının da dahil olduğunu kaydetti. Bahçeli, "Bu gelişmelerle beraber hükümetin ömrünü tamamlamış olduğu ve uzatmaları oynamaya çalıştığı da ortaya çıkmıştır. Bu itibarla, AK Parti'nin artık daha yüksek sesle dile getirdiği Anayasa değişiklikleri konusuna bu açıdan da bakılmasının yararlı olacağı düşüncesindeyim.

Hükümet yıllardır sağlayamadığı huzurun, refahın, kalkınmanın ve adaletin sorumlusunu yedi yılın sonunda bulmuş ve Anayasa'yı işaret etmiştir" şeklinde konuştu.

Bir ülkenin işleyiş ve ilerleyişinin, toplumun bir arada yaşama iradesinin yazılı bir beyanı olan anayasaların kutsal metinler olmadığına işaret eden Bahçeli, yaşayan ve gelişen dinamik süreçlere tabi olan toplumun, değerlerin, çağın ve insanlığın değişimine uygun olarak bu temel yasaların da değişime uğramasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Bahçeli, anayasaların değişime direnemeyeceklerine göre değişebileceklerini ve değiştiklerini anlatarak, Türkiye'de de anayasa tartışmalarının anayasal nitelikli
ilk metinlerin doğduğu günden bu yana yapıldığını söyledi. Bahçeli şöyle konuştu:

"Adına millet dediğimiz böylesi bir karmaşık ve her bireyi kapsamasını esas aldığımız uzlaşma alanlarının yazılı metinleri olan anayasaların da ancak toplumsal bir mutabakat ile hazırlanması kaçınılmazdır. İhtiyaç duyulacak değişikliklerin, Anayasa'nın gerçek bir 'Toplum Sözleşmesi Belgesi' olması için mümkün olabildiğince geniş bir uzlaşma ile gözden geçirilmesi ve gerekli değişikliklerin iç dinamikler hesaba katılarak yapılması da şarttır. Partimiz, anayasaları değişmez kurallar bütünü olarak görmediği gibi Anayasa'yı değiştirme konusunda da milli hassasiyetler haricinde menfi düşüncelere sahip değildir."

Anayasa değişikliklerini, demokrasinin gelişmesi ve kurumsallaşması çerçevesinde ele almak gerektiğini dile getiren Bahçeli, ancak bütün bu iyi niyetli yaklaşımlarına karşılık Anayasal ve yasal zeminini iyileştirip zenginleştirmenin yanında, ona hayat verecek seviyeli ve ilkeli siyaset kültürünü geliştirmek için de samimi ve kararlı olmak gerektiğini kaydetti. Bahçeli, bu konuda siyaset aktörlerinin mesafe aldıklarını söylemenin zor olduğunu ifade etti. Bahçeli, "Ne kadar mükemmel anayasalar çıkarırsanız çıkarınız, siyaset, eğer ince rekabetten uzaklaşır ve bölünme ve kavga üzerine kurgulanırsa, bunun toplumda kaos olarak yansıması kaçınılmazdır.

 Bu yönüyle siyaset kendi kuyusunu kazan bir siyasi organizmaya dönüşür. Bugün karşımızdaki tehlikenin adı budur ve Adalet ve Kalkınma Partisi de bu açmaza sürüklenmiştir. Bir anayasanın neler getirip neler götüreceğinin, neleri önleyip neleri kazandıracağının sonuçları bizzat anayasa metninin kendi meselesi değildir. Bu öncelikle onu uygulayacak siyasi ve sosyal aktörlerin bir meselesi, tecrübesi ve yeteneğidir.

Bu itibarla AK Parti'nin, geride kalan yıllardan bugüne gelen uzlaşmaz ve itici tavırlarına, başına buyruk siyaset anlayışlarına, dayatmacı ve tehditkar üslubuna, milli kimliğimizi tahribat arayışlarına, özürlü demokrasi algısına, bölücü terörle girdiği sıcak ilişkilere, etnik ayrımcı fikirleri temsil eden yıkıcı projelere, farklı düşüncelere yönelik aşağılayıcı tutumlarına, uluslararası dayatmalara karşı teslimiyetine baktığımız zaman hükümetin hazırlığını yaptığı Anayasa değişiklikleri teklifine güven duymamız mümkün görülmemektedir. Bu konuda peşin hükümlü olmaktan uzak durarak, yapılması önerilen değişikler ortaya çıktığında ve kamuoyu ile paylaşıldığında, partimiz konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmeleri yapacak ve sonucunu açıklayacaktır" defradesinin yazılı bir beyanığerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, demokrasinin ve demokratik kültürün vazgeçilmez göstergesi ve zemini olan uzlaşma arayışları, işbirliği arzusu, farklı görüşlere saygı gibi temel erdemlerin olmadığı bir siyaset ekolünün Anayasa gibi çok önemli bir konudaki yaklaşımlarını temkinle karşılamak gerektiğini söyledi.

Bugün gelişmelerin MHP'yi haklı çıkardığını kaydeden Bahçeli, açılım adı verilen yıkım süreci ile birlikte başlatılanlarla Türkiye Cumhuriyeti'nin temel harcı olan bütün ilke ve değerlerin tartışmaya açıldığını, milli devlet niteliğini ve üniter yapısını tasfiye etmeye yönelik bir kampanyanın şimdi Anayasa değişiklikleri aşamasına geçtiğini savundu.

 Bahçeli, Türkiye'de etnik ayrımcılığa zemin oluşturacak ve Türk milletini bölerek ayrı bir millet şuuru yaratılması amacına hizmet edecek dayatmalara yasal kılıf arama ve Başbakan'ın tabiriyle hazmettirme sürecinin başlatıldığını bildirdi. Hükümetin vatandaşların yaşadığı ağır sorunları bir kenara atarak var olduğunu iddia ettikleri kimlik sorunları üzerinde yoğunlaşmış olmasının çok tehlikeli bir sürecin yaklaşmakta olduğunu haber verdiğini söyleyen Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit haklara sahip vatandaşları arasında böyle bir ayırım ve sınıflandırma yapılmasının Türkiye'nin milli birliğini tahrip edeceği ve karşımıza etnik çatışma ve ayrışma sürecini çıkaracağı çok açıktır.

 Bizden hiç kimse adına ne denilirse denilsin, milli kimliğin parçalanarak yeni azınlıklar yaratılmasına izin vermemizi, bin yıllık kardeşliğin Meclis eliyle bozulmasını, ayrışma ve parçalanmaya götürecek bir çıkmaz yola göz yummamızı beklememelidir. Böylesi bir alçaklık hiç kimsenin haddi ve hakkı değildir" diye konuştu.

Hükümetin 'PKK açılımı' ile yapmayı planladığı yıkımı, Anayasa değişiklik paketleri ile önümüzdeki haftalarda Meclis'e getireceğinin anlaşıldığını belirten Bahçeli, bu yönüyle Türkiye'nin gündemine giren Anayasa değişikliğinin önümüzdeki dönemde en çok tartışılacak konuların başında yer alacağını söyledi.

 Yeni bir Anayasa hazırlanması veya mevcut anayasada köklü değişiklikler yapılmasının ancak siyasi istikrarın olduğu ve uzlaşmanın zemin bulduğu bir ortamda düşünülebilecek bir husus olduğunu vurgulayan Bahçeli, hükümetin neden olduğu toplumsal gerilim ve Başbakan'ın ruh halinin, bugünkü şartlarda böyle bir istikrardan söz etmeyi mümkün kılmadığını ifade etti. Bahçeli şunları kaydetti:
"Bu bakımdan siyasi normalleşme süreci başlatılmadan ve Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybetmiş bugünkü hükümete dayalı siyasi tablo değişmeden, yeni Anayasa hazırlanması hem doğru ve hem de mümkün değildir. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi Anayasa değişikliğiyle ilgili ısrarını sürdürecekse MHP'nin önerileri şunlar olacaktır:

1- Öncelikle TBMM'nde temsil edilen siyasi partilerden teşekkül etmiş bir 'Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu' oluşturulmalıdır.
2- Bu komisyonun değişiklik talepleri üzerinde mutabakata varacağı maddelerle ilgili 'Demokratik Sözleşme' yapılmalıdır.
3 - Değişikliği öngörülen Anayasa maddelerinin kararı, erken ya da zamanında yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinden sonra oluşacak 24. dönem TBMM'nin iradesine bırakılmalıdır. Bu tekliflerimize rağmen cumhuriyetin temel ilkelerini ve devletin siyasi yapısını yıkmayı amaçlayan siyasi faaliyetleri meşru hale getiren bir düzenleme yapmasının önünde Meclis çoğunluğu bakımından AK Parti'nin sayısal bir engeli bulunmamaktadır. Ancak, bu yolu tercih ederse, bu zorlamaların yaratacağı çok ağır sorunların vebali, sorumluluğu ve faturası da kendisine ait olacaktır ve kestirilemeyecek sonuçların bedelini de mutlaka ödeyecektir. Türk milli kimliğini adeta utanılacak sakıncalı bir kimlik olarak gören Başbakan'ın, utandığı Türk kimliğinden uzaklaşması ve kendisine yeni kimlik bulması için anlaşıldığı kadarıyla Anayasa değişikliği gerekmektedir. Böylesi bir yola tevessül edenler bilmelidir ki, laikliğe karşı eylemlerin odağı olma suçunun yanında, milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik eylemlerin de odağı haline geleceklerini buradan hatırlatmak istiyorum.

Bütün temennimiz, bu konunun Türkiye'de yeni gerginlik ve kutuplaşmalara yol açmaması ve ülkemizin sağ salim genel seçimlere kadar ulaşabilmesidir. Bu açıdan demokrasi ile kumar oynamanın, referandumu bir demokratik imkan gibi görmeden tehdit vasıtası olarak sunmanın kimseye faydası olmayacaktır."


Konuşmasında nükleer enerji konusuna da değinen Bahçeli, şunları söyledi:
"Bildiğiniz gibi son günlerin en belirgin tartışma alanlarından birisi nükleer santral yapım işinin ihalesiz ve doğrudan doğruya yabancı bir ülkeye verilmesi üzerinde şekillenmiştir. Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta gerçekleşen Rusya seyahati esnasında iki ülke arasında, 'Türkiye'de Nükleer Santral Tesisi Konusunda İşbirliği Ortak Beyannamesi'nin imzalanmasıyla birlikte dikkatler haklı olarak bu konuya odaklanmıştır. Nükleer enerjiyle ilgili kamuoyuna yansıyan yeni bilgilerden, Başbakan Erdoğan'ın hukukun genel kurallarını ihlal edip yeni bir usulsüzlük alanı oluşturmaya çalıştığı görülmüştür" dedi.

Bu konuda Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararını hatırlatan Bahçeli, "Hukuki sorunlar ortada dururken, bu defa da arkadan dolanarak ve yargıyı dolaylı da olsa etkisiz bir konuma sokmak suretiyle, nükleer santral yapımının, devletlerarası bir anlaşmayla sürdürülmesinin kararlaştırıldığı Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarından açıkça görülmektedir. Başbakan Erdoğan'ın, şeffaf ve rekabet şartlarını içinde barındıran bir ihale süreci yerine, tahsisle nükleer santral inşa etme yolunu seçmesi bizim
açımızdan son derece şaibeli bir durumu ortaya çıkarmıştır. Daha önceki ihale sürecindeki eksiklikleri ve hukuki yanlışları düzeltmek yerine, ben yaptım oldu mantığıyla nükleer santral yapım işinin doğrudan doğruya yabancı bir ülkeye verilme kararının AK Parti hükümetinin karanlık siciline yeni bir ilaveden başka bir anlamı olmayacaktır" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, nükleer santral yapımı işinin Rusya'ya verilmesi halinde Samsun-Ceyhan boru hattından petrol akması için söz aldığının kamuoyuna yansıdığını ifade eden Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ın bu ilişki ağını, tamamen yandaşları kayırma üzerine temellendirdiği şüphesi belirmiştir. Taşıdığı unvanlarla kartvizitinde yer kalmayan Başbakan, şimdi de uluslararası iş takipçisi olarak yeni bir sıfata haiz olmuştur" dedi.

Türkiye'nin enerji koridoru geçiş güzergahında olduğunu ifade eden Bahçeli, buna rağmen Türkiye'nin dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan ülke olduğunu söyledi. Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ayrıca bu soğuk kış aylarında evlerini ısıtmaya çalışan aziz vatandaşımız, doğalgaz faturalarını öderken çok sıkıntı çekmekte, dikkatlerini her an yapılması gündemde olan zamlara çevirmiş bulunmaktadır. Biz enerji geçiş güzergahı olunmasından elbette bir rahatsızlık duymuyoruz. Ancak, asıl itirazımız ve kabul edemediğimiz husus, bu sürecin tek taraflı olmasına ve AK Parti hükümetinin pazarlık masalarında beliren siyasal şantajlara boyun eğerek uysal ve teslimiyetçi bir görüntü çizmesine yöneliktir.

Enerji koridoru olmamız, boru hatlarının ülkemizden geçmesi Başbakan Erdoğan'ın yakınlarına ve destekçisi işbirlikçi çevrelere yarıyor olabilir. Ne var ki, bu konuda aziz milletimizin menfaatine ve ağırlaşan enerji faturasının hafiflemesine bir katkı sağlamadığı bu zamana kadarki tecrübelerle sabittir. Bütün bunlardan sonra diyeceğimiz şudur ki; enerjide koridor olmaya talip olan, köprü olmakla övünen, terminal haline gelen AK Parti hükümeti, milletimizin gelirlerine bağladığı nakil hatlarıyla yolsuzluk
santralleri kurarak yağmaya son sürat devam etmektedir. Nükleer santral yapım işini doğrudan yabancı bir ülkeye verilmesinden şimdilik rahatsızlık duymayan Başbakan Erdoğan, enerji beslemesi yandaşlarıyla birlikte çok yakın bir zamanda milletimizin doğrudan hakkında vereceği hükümle yaptıklarının hesabını misliyle verecektir."

Bahçeli, konuşmasının sonunda MHP Grup Toplantısı'na katılan TEKEL işçilerine seslendi. Aileleri, bakmakla yükümlü oldukları çocukları bulunan bu insanların yoğunlaşan sorunlarına daha fazla duyarsız kalmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Ben hükümeti ve Başbakan Erdoğan'ı TEKEL işçileriyle girdikleri inatlaşmadan bir an önce vazgeçmeye ve talep ettikleri masumane istekleri yerine getirmeye davet ediyorum. TEKEL işçilerimizin sahip oldukları özlük hakları korunarak, değişik kamu kurumlarına nakilleri bir an önce yapılmalıdır" şeklinde konuştu.
Bahçeli'nin konuşması sırasında Bahçeli'ye sesini duyurmak isteyen bir kadın, görevliler tarafından dışarıya çıkartıldı.

Grup toplantısının ardından MHP Genel Başkanı Bahçeli, Konya'nın Cihanbeyli ilçesi Karabağ beldesinde AK Parti'den MHP'ye katılan belediye başkanı ve Belediye Meclisi üyelerine rozet taktı. Bahçeli, rozet töreni sırasında Başbakan Erdoğan'a da göndermede bulunarak, "Geçen hafta iktidar partisi, Antalya'nın bir beldesinde bizim belediye başkanımızı çalmıştı. Biz MHP olarak ise gönülleri birleştiriyoruz. Bugün yapılan odur" diye konuştu.

 

 
 
  Ad Soyad: E-mailiniz:
 

 



 
Köşe Yazarları
 
  CAMİLER DOLDU TAŞTI
  Kayıptır...
  "ATAKUM'UN YARINLARINI İNŞA EDECEĞİZ"
  "TÜRK YATIRIMCILAR TEDİRGİNLİK YAŞAMIYOR"
  VALİ AKSOY’DAN BASINA İFTAR
  Bisiklet Sürücüsüne Çarptı Kaçtı : 1 Ölü
  SENTETİK UYUŞTURUCU YİNE CAN ALDI
  KEDİYE ATEŞ ETTİ, KOMŞUSUNU VURDU
  ENGELLİ KARDEŞLERE SÜRPRİZ ZİYARET
  İFTARA GİDEN AİLE KAZA YAPTI: 2 ÖLÜ, 2 YARALI
 
 
 
 
   'Seccadenle gel'...
   PFDK Mersin'i affetmedi...
  Sanki dejavu......
  Recep'ten rest...
  "Kaybetseydik, istifa edecektim"...

Copright 2009 AKS TV | Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm içerik ve fotoğraflar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Toplam Tekil Hit: 2841327
Toplam Çoğul Hit: 13070655