|
İşte Bahçeli’nin konuşması:
2012’nin kolay geçmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Kutuplaşan siyaset, toplumsal kasvet ve çatışmadan beslenen hükümet en büyük sorunlardan biridir. İç meselelerimizdeki karışıklık, belirsizlik gün geçtikçe fazlalaşmaktadır
Ergenekon, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, Balyoz gibi isimlerle anılan darbe iddialarıyla başlayan soruşturmalar halkımızı oyalamıştır. Millet iradesinin silahların gölgesine sokulmasına izin vermeyeceğiz.
AKP ne zaman bir darbe iddiasıyla muhatap kalsa bundan yarar sağlamıştır. 27 Nisan girişiminin nelere yol açtığını bilmeyen kalmamıştır. 27 Nisan girişimi AKP’yi güçlendirdi. AKP müdahalelerden faydalandı.
Kanaatler yönlendirilmeye çalışılıyor. Bizim kimseden öğreneceğimiz demokrasi dersi yoktur. Darbe hazırlığında kim varsa haklarındaki gerekli işlemler yapılmalı, TSK’dan ayıklanmalıdır. Kimin darbeci olup olmadığıyla ilgili sonuçlar elde edilememiştir. Soruşturma dosyalarında bulunması gereken özel bilgiler adice medya üzerinden servis edilmiştir.
AKP özel yetkili mahkemeleri sindirme aracı olarak kullanmış, hedef tayin ettiklerini Silivri’ye göndermişlerdir. Darbe iddialarının sonuçsuzluğa mahkum edilmesi kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Gazetecilerin dört duvar arasına kilitlendiği, basılmamış kitapların toplandığı bir yerde demokrasiden sadece isim olarak bahsetmek mümkündür.
Kendisinin haricindeki tercihleri, düşünceleri yok sayan bu zihniyetin, iktidarın, içeriden de darbe vuracağını bilmek gerekir. Darbe iddialarının sonucu ulaştırılması gerekmektedir. Türk milleti gerçekleri bilmek istemektedir
Bu hukuk anlayışıyla Türkiye’nin sorunları çözülemez. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ İnternet Andıcı davası çerçevesinde tutuklanmıştır. Bu ne ilktir ne son olacaktır. Sayın İlker Başbuğ’u hedefine alan tutuklama kararının 3 boyutu vardır
1.Boyutu: İki yıl boyunca Genelkurmay Başkanlığı görevini yapan değerli şahsiyet Başbuğ’a yöneltilen suçlamanın içeriğidir ve çok ağırdır, hiçbir vicdan sahibi tarafından kabul edilemeyecektir. Kahraman Türk askerine komuta etmiş bir kişi, terör örgütü kurmaktan cezaevine konulmuştur. Bu küstah iddia aklın yol olduğunun göstergesidir. Biraz utanmaları varsa cevap versinler.
Genelkurmay Başkanı terör örgütü kurup yönettiyse bu örgüt nerededir, konuşlandığı yer neresidir. Başbuğ terörist ise İmralı’da yatan cani kimdir, ona nasıl hitap edilmeli ve denmelidir. Bu durum karşısında Silivri’ye nakli, Başbuğ’un da İmralı’ya gönderilmesi ihtimal midir? Meclis’te “haddinizi bileceksiniz, bize ters bakmayacaksınız” zırvalarını duymak gayet normaldir. TSK’nın terörist imal yeri gibi gösterilmesi için çaba vardır. TSK’nın değerli şahsiyetlerinin de tutukluluk hallerinin sürdüğü aşikardır. TSK’nın mensuplarını terörist gibi göstermeye çalışmak kifayetsizlerin işi olacaktır. Türk milleti bunu affetmeyecektir
2. boyutu ise Başbuğ’a atılan suçun yargılamanın ne şekilde yapılacağıdır. Sayın Gül'ün 'hukuk düzeni içinde bir sorgulamaya şahit oluyoruz, herkes hukuk karşısında eşittir' sözleri dikkat çekicidir. AKP karşısında hukuk sistemi nedense tek taraflı işlemiştir. Erbakan hocayı mahkum eden hukuk kaideleri sayın Gül’e neden dokunamamıştır, kendisini teğet geçmiştir. Ar damarı çatlamış kalem ve niyet sahiplerinin kimlere hizmet ettiklerini çok yi biliyoruz
3. boyutu ise Başbuğ’un tutuklanmasıyla ortaya çıkan gelişmeler ve hedefler enine boyuna incelenmelidir. AKP hükümetinin dış politikadaki basitliği, ihmalkarlığı ülkemizi riske sokmuştur. Yönetimlerin devrilmesini onaylayan hükümet, ülkedeki sarsıntılardan bahsetmemektedir. Sokaklar sıkıntılıdır. Yapılan seçimler ülkedeki mevzileri keskinleştirmiştir.
Irak’ın bölünmesine sonuna kadar itiraz edilmelidir. İşte tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin geleceği durum çok önemlidir. Dersim isyanıyla ilgili özür temelsiz dilenmemiştir. Habur ziyareti, İmralı ile görüşme trafiği öylesine kurulmamıştır. TSK’nın darbeci, üyelerinin terörle suçlanması planlıdır. Bir kez denediler, bir kez daha cüret edeceklerdir. Ölürüz de vatanımızdan ve insanımızdan vazgeçmeyiz
|